Hidrofobik Yüzey Nedir? Kelimelerin Suya Direnen Dokusu Bir Edebiyatçının Kaleminden: Suyun ve Sözün Sınırında Kelimeler, tıpkı su gibi akar; bazen bir sel gibi yıkar, bazen bir damla gibi ruhu besler. Fakat her yüzey bu akışı kabul etmez. Bazı kelimeler, bazı insanlar, bazı ruh hâlleri tıpkı hidrofobik yüzeyler gibidir — suyu, yani duyguyu, teması, çözülmeyi reddeder. Bilim dilinde “hidrofobik yüzey”, suyu iten, ıslanmayan bir yapıyı tanımlar. Edebiyat dilinde ise bu kavram, kalbini kapatan karakterlerin, soğuk imgelerin, yalnızlığın ve dirençle örülmüş benliklerin simgesine dönüşür. Yani, bir biyoloji terimi olarak başlayan yolculuk, edebiyatın derin sularına ulaştığında bir insanlık alegorisine evrilir. Biyolojide Hidrofobik Yüzey:…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Hep Daim Ol Ne Demek? Toplumsal Yapıların Kalıcılığı Üzerine Sosyolojik Bir Yolculuk Bir Araştırmacının Gözünden Samimi Bir Başlangıç Toplumları anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, kimi zaman en derin analizler en basit ifadelerin ardında gizlidir. “Hep daim ol” cümlesi de bunlardan biridir. Bir düğünde, bir mezuniyet töreninde, bir veda anında ya da sosyal medyada edilen bir yorumda duyduğumuz bu söz, yüzeyde bir iyi dilek gibi görünür. Ancak sosyolojik bir gözle bakıldığında, bu ifade toplumsal düzenin sürekliliğine, bireysel rollerin istikrarına ve kültürel değerlerin yeniden üretimine dair derin bir anlam taşır. Toplumsal Normların Sessiz Sözleri Her toplum, varlığını sürdürebilmek için bazı davranış kalıplarını…
Yorum BırakGüzellik Yarışmasında Estetik Yasak mı? Modern Estetiğin Sınırları Üzerine Kültürel Bir İnceleme Güzellik yarışmaları, 20. yüzyılın başından itibaren modern dünyanın estetik ideallerini şekillendiren, kimlik ve kadınlık temsillerini yeniden tanımlayan bir sahneye dönüştü. Ancak son yıllarda bu yarışmaların en tartışmalı sorusu haline gelen bir konu var: Güzellik yarışmasında estetik yasak mı? Bu sorunun yanıtı yalnızca “evet” ya da “hayır”la açıklanamayacak kadar derindir; çünkü estetik müdahale, artık yalnızca bir tıbbi işlem değil, toplumsal bir sembol, kültürel bir mesajdır. — Tarihsel Arka Plan: Doğallığın İdeal Olduğu Dönemler Güzellik yarışmalarının ilk örnekleri 1920’lerde Amerika’da ortaya çıktı. O dönemde yarışmacılardan beklenen şey, “doğal güzelliği” temsil…
Yorum BırakGüzellik Salonu Açmak: Sermayeden İktidara Uzanan Bir Hikâye Siyaset bilimi, çoğu zaman meclis salonlarında, uluslararası ilişkilerde ya da anayasa metinlerinde aranır. Oysa güç, iktidar ve ideoloji yalnızca devlet kurumlarının değil; gündelik yaşamın da damarlarında dolaşır. Bir güzellik salonu açmak da bu damarların kesiştiği, ekonomik olduğu kadar politik bir eylemdir. Çünkü sermaye yatırımıyla birlikte bir iktidar ilişkisi doğar: kimin güzelliği tanımladığı, kimin bu tanımı satın alabildiği ve kimin bu düzenin dışında kaldığı meselesi, aslında bir mikro-iktidar alanıdır. Ekonomik Güç ve Toplumsal Sermaye Bir güzellik salonu açmak için ortalama 500.000 ila 1.000.000 TL arasında bir sermaye gerekir. Kira, ekipman, personel, ruhsat, kozmetik…
Yorum BırakMümasil Ne Demek (Osmanlıca)? Benzerliğin, Eşdeğerliğin ve “Muadil”in İnce Ayarı Cumbalı bir konağın gölgeli arşivinde sararmış bir tapu defteri açıyorsun; satır aralarında “mümasil” kelimesi döne döne karşına çıkıyor. Sanki kâtip, “aynı değil ama denk” demek için en zarif yolu aramış gibi… “Mümasil”in büyüsü tam da burada: eşdeğerliği, kıyası ve benzerliği tek bir kelimede buluşturuyor. Hadi gel, bu Osmanlıca inceliği birlikte kazıyalım; kökeninden bugüne, hukuktan veri bilimine uzanan beklenmedik bağlarıyla. “Mümasil”in Kökeni: Arapça’dan Osmanlı Türkçesine “Mümasil” kelimesi Arapça مُمَاثِل (mumâsil/mumāthil)’den gelir. Kökünde m–s–l / m–th–l ses dizisi (benzemek, “misal”, “misli”) vardır. Osmanlı metinlerinde mümasil, “benzer, eşdeğer, muadil, emsal nitelikte” anlamına gelir.…
Yorum BırakKapitone Kumaş Tüylenir mi? Dayanıklılığın Ötesinde Toplumsal Bir Yüzey Empatiyle Başlayan Bir Kumaş Hikayesi Bazı sorular, ilk bakışta yalnızca teknik bir yanıt arar gibi görünür: “Kapitone kumaş tüylenir mi?” gibi. Ancak biraz derin düşününce, aslında bu sorunun çok daha geniş bir toplumsal bağlamı olduğunu fark ederiz. Çünkü bir kumaşın nasıl davrandığına dair merakımız, hayatlarımızda neye değer verdiğimizle de ilgilidir. Dayanıklılık mı arıyoruz, uzun ömürlülük mü? Estetik mi önemli, yoksa adalet mi? İşte tam da bu noktada, tekstil gibi gündelik hayatımızın bir parçası üzerinden toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet üzerine düşünmeye başlayabiliriz. Kapitone Kumaş Nedir ve Neden Tüylenir? Kapitone kumaş;…
Yorum BırakKanyon Nedir, Tarihi Nereye Dayanır? Geleceğin Doğasında Saklı Mesajı Okumaya Hazır Mısınız? “Kanyonlar sadece jeolojik oluşumlar değil, zamanın yazdığı en eski mektuplardır.” Eğer bu cümle sana iddialı geldiyse, okumaya devam et — çünkü kanyonların geçmişi, aslında geleceğimizin ta kendisi olabilir. Doğanın Sabırla Yazdığı Hikâye: Kanyonun Tanımı Kanyon, milyonlarca yıl süren jeolojik süreçlerin sonucunda, akarsuların derin vadiler oyarak oluşturduğu doğal yarıklardır. Yani kanyon dediğimiz şey, sadece “derin ve dar bir vadi” değildir; zamanın, suyun ve taşın birlikte yazdığı bir destandır. Dünyanın en ünlü kanyonlarından biri olan Amerika’daki Grand Canyon, 5-6 milyon yıl boyunca Colorado Nehri’nin sabırlı akışıyla şekillendi. Türkiye’de de Valla,…
Yorum BırakŞellak Nedir, Nerelerde Kullanılır? Öğrenmenin Malzeme Üzerinden Dönüştürücü Gücü Bir Eğitimcinin Gözünden: Öğrenmek, Deneyimlemek ve Dönüştürmek Öğrenmenin dönüştürücü gücüne inanan bir eğitimci olarak her zaman şunu fark etmişimdir: Gerçek bilgi, yalnızca zihinde değil; ellerde, deneyimde, uygulamada oluşur. Öğrenme; dokunmak, hissetmek ve anlamlandırmaktır. Bu yüzden “Şellak nedir, nerelerde kullanılır?” sorusu da yalnızca bir kimyasal maddenin tanımını aramak değildir. Aynı zamanda, insanın doğadan nasıl öğrendiğini, bilgiyi maddeye nasıl dönüştürdüğünü anlamak için mükemmel bir örnektir. Tıpkı bir öğrenci gibi, doğa da öğretir. Şellak da doğanın bize sunduğu öğretici bir armağandır — sabır, üretkenlik ve dönüşümün sembolü. Şellak Nedir? Doğadan Öğrenmenin Bir Hikayesi Şellak,…
Yorum BırakÖzümsemek Ne Anlama Gelir? Edebiyatın Derinliklerinden Bir Bakış Edebiyat, kelimelerin büyülü dünyasında yolculuk yapmak gibidir. Her kelime, bir duygu, bir düşünce ya da bir yaşam kesitini taşır. Ancak en güçlü kelimeler, yalnızca anlam taşımakla kalmaz, aynı zamanda okurun iç dünyasında izler bırakır, onları dönüştürür. Edebiyatçılar, dilin gücünü her fırsatta keşfederler; çünkü kelimeler, insan ruhunun en derin köşelerine dokunabilir, onu dönüştürebilir. Bu yazıda, dilin gücünü anlamanın önemli bir yolu olan “özümsemek” kavramına odaklanacağız. Özümsemek, sadece bir bilgi ya da deneyimi anlamakla kalmayıp, onu içselleştirmek, kendi varlığımızın bir parçası haline getirmek anlamına gelir. Edebiyat perspektifinden bakıldığında, bu kelime, metinleri, karakterleri ve temaları…
Yorum BırakKaynakların Sınırlılığı ve Ekonomik Selamlaşma Üzerine Bir ekonomist için her şey bir tercihler dünyasıdır. Kaynaklar sınırlıdır; zaman, enerji, hatta kelimeler bile birer kaynak olarak düşünülebilir. Bu sınırlılıklar içinde insanlar, toplumlar ve kültürler seçimler yapar. “Yunanca merhaba nasıl söylenir?” sorusu ilk bakışta basit bir dil öğrenme çabası gibi görünse de, aslında ekonomi biliminin derin prensiplerini hatırlatan bir metafordur: Her kelime bir yatırım, her selamlaşma bir piyasa etkileşimidir. Yunanca Merhaba Nasıl Söylenir? Yunanca’da “merhaba” kelimesinin karşılığı genellikle “Γειά σου” (Ya su) veya “Γειά σας” (Ya sas) şeklindedir. İlki samimi, birebir ilişkilerde kullanılırken; ikincisi daha resmi ve çoğul hitaplarda tercih edilir. Bu iki…
10 Yorum