Temmuz Ayında Arıya Şerbet Verilir Mi?
Bazen hayat, tam da düşündüğümüz gibi gitmez. Her şeyin kontrol altında olduğunu sanırken, bir anda her şeyin başına ne geleceğini bilemezsin. Temmuz ayı, tam da böyle bir aydı. Kayseri’nin sıcağında, bir yandan arıların uçuşlarını izlerken, diğer yandan içimdeki soruya cevap arıyordum: Temmuz ayında arıya şerbet verilir mi?
Bir Yaz Sabahı, Arıların Sesi
Temmuz, Kayseri’de sıcağın tam olarak kendini hissettirdiği zaman. Sabah erken saatler, geceyi biraz daha hatırlatan bir serinlik bırakarak yerini günden güne artan sıcağa bırakır. Bahçedeki arı kovanına her zaman ilgiyle bakıyorum. Gözlerim, o sarı-siyah çizgili küçük yaratıklarda. İster istemez, onları izlerken kalbimde bir sıcaklık beliriyor. Çünkü arılar, bir şekilde huzurun ve düzenin simgesi gibi geliyor bana.
Bu sabah da, tıpkı diğer sabahlar gibi, kovanın etrafında dönen arıları izliyordum. Bu yıl, arıcılıkla ilgili öğrendiğim her şey gibi, bu sabah da sorularımın birikmiş olduğunu fark ettim. Ne kadar dikkatli bakarsam bakayım, bu sıcak yaz günlerinde, onların nasıl bu kadar aktif olabildiklerini anlamıyorum. Ama bir şey fark ettim. Her gün olduğu gibi, onlara şerbet verip vermemem gerektiğini düşündüm. “Temmuz ayında arıya şerbet verilir mi?” sorusu yine kafamda yankı yapmaya başladı.
O Anki Karar: Şerbet Verilmeli Mi?
Bahçedeki sandalyeme oturdum. Ayaklarım çimenlerin üzerinde, zihnim bir yanda, arıların vızıltısı bir yanda. Bir yanda şerbet vermenin doğru olup olmadığını düşünürken, bir yanda da bir his vardı içimde. Hani, bir şeyin yapılması gerektiğini, ama ne olursa olsun yapmamanın da bir risk taşıyacağını hissediyorsun ya? İşte öyle bir şeydi.
Arıların, yazın sıcak günlerinde şerbeti almak için can attıklarını, enerji depolamak istediklerini düşündüm. Ama Temmuz ayı, arılar için tam olarak şerbet verme zamanı mıydı? Bu kadar sıcak bir dönemde, acaba şerbetin faydası olacak mıydı? Benim içimdeki bir ses, “Evet, ama temkinli ol!” diyordu. Hem temmuz sıcağında bu kadar şerbet verirsen, onları fazla mı zorlamış olursun? Bir diğer yandan, biraz şerbet verirsen, belki onların daha sağlıklı kalmalarını sağlarsın.
Her şey o kadar belirsizdi ki. Ama bir şekilde bir karar verdim. O an, hem kaygılarım hem de umutlarım karışmıştı. Bir yandan onları gözlemlemek, işin içine duygusal bir bağ katmak, arılarımın her birini tanımak istiyordum. Ama bir yandan da her şeyin doğal dengesini bozmak istemiyordum. Şerbet vermek, belki de onlara bir iyilik yapmak olacaktı. Ama ya bir hata yaparsam?
Şerbet Verdim, Ama İçimde Bir Hüzün Vardı
Sonunda, belki de çok düşündüğüm için, kararımı verdim ve bir miktar şerbet hazırladım. Bahçeye çıkıp kovanın etrafına yerleştirdim. Birçok arı hemen etrafımda uçuşmaya başladı. Gözlerim, onların ellerindeki o yoğun çalışkanlıkla parlayan kanatlarında. Ama bir an için, o kadar dikkatlice bakarken, içimde bir hüzün hissettim. Çünkü belki de doğru olanı yapmak, doğru bildiğim şeyi yapmak demekti.
Şerbeti dökerken, içimde başka bir soru belirdi. Arılar, gerçekten ihtiyaç duyduğu şeyi alacaklar mıydı? Yoksa bu, onların doğal süreçlerine müdahale etmek miydi? Aslında, o kadar temkinli oluyordum ki, bir noktada bunun ne kadar doğru bir şey olduğunu bilemeyecek kadar kararsızdım. Ama onlara ne kadar şerbet versen de, hep yeni sorular, yeni belirsizlikler vardı. Bu da, sanırım hayatın her anında hissedilen bir şeydi.
Sonra Ne Oldu? Arılar Sağlıklı mıydı?
Günler geçti, Temmuz sıcaklığı arttı. Arılar hala kovanlarında yoğun şekilde çalışıyordu. Şerbet verdikten sonra, onları izlerken bir değişiklik fark ettim. Daha enerjiklerdi, daha aktiflerdi. Ama içimdeki belirsizlik, tıpkı bu yaz sıcağında bile kaybolmamıştı. Belki de bu kadar çok düşünmemek gerekiyordu. Belki de bazen, içindeki hislere güvenip hareket etmek, kaygılarla değil, duygularla bir şeyler yapmak gerekiyordu.
Arıların sağlığı gayet yerindeydi. Şerbetin faydalı olduğunu, onlara iyi geldiğini gözlerimle gördüm. Ama yine de hep içimde bir soru vardı: “Ya şöyle olursa?” Bu, hayatımın her anında olduğu gibi, belirsizlikle birlikte gelen bir duygu. Ama bu belirsizlik, bazen daha sağlıklı kararlar alabilmek için bir fırsat haline gelebiliyor.
Sonuç: Bazen Hissetmek Gerekir
Kayseri’de, Temmuz sıcağında, arılara şerbet vermek bir karar oldu. Ama sadece bir karar değil, bir içsel yolculuktu. Hayat, bu kadar çok soruyla doluyken, bazen bir şeyleri denemek, hissetmek ve sonunda karar vermek gerek. Belki de Temmuz ayında arıya şerbet vermek, doğru bir şeydi. Ama bunu yapmak, bazen sadece akıl değil, hisle de karar vermekti. Ve belki de bu yaz, hayatımda attığım en doğru adımlardan biriydi.
Her şeyin mükemmel olmasını beklemek yerine, bazen hatalarla öğrenmek gerekiyor. Ve evet, belki de bu yaz, temmuz ayında arıya şerbet vermek, doğru bir seçimdi.