Bilge İnsan Nasıl Olunur?
Bilge insan olmak… Hedefi güzel, kulağa havalı geliyor değil mi? Fakat bu hedefe ulaşmak için gerekli olan şeyler düşündüğünüzden daha derin. Hadi, İzmir’in sıcak sokaklarında gezerken, bir çayı daha içerken, bir yandan da bu soruyu kafa karıştırıcı bir şekilde ele alalım: Bilge insan nasıl olunur?
Bilgelik, Sadece Espri Yeteneğiyle Olmaz!
İzmir’de yaşıyor olmak, espri yeteneğini bir şekilde geliştirmek anlamına geliyor. Ne de olsa, günün her saati herkes bir şaka yapma yarışında! Ama bir şeyi fark ettim: Esprilerim iyidir, gülmek güzeldir, ama bilgelik espriyle değil, hayatı doğru şekilde sorgulamakla elde edilir.
Bir gün arkadaşlarımla yürüyüş yapıyordum, herkes konuşuyor ama içimden bir ses diyordu ki: “Bir insan neden bu kadar takıntılı olur? Her şeye mantıklı bir açıklama aramak ne kadar sağlıklıdır?” İşte bu an, hayatın anlamını sorgulayan ilk adımım oldu. Espri yaparken birden derin bir içsel hesaplaşmaya girdim. “Daha ne kadar ‘benimle dalga geçiyorsunuz’ diyeceğim?!”
Özünde, bilgelik sorular sorabilmektir. Bunu bir düşünün: Her soruya cevap bulmaya çalıştığınızda, bazen kaybolabilirsiniz. Ama sormayı bırakmazsanız, bir noktada cevaba da varırsınız.
“Düşün, Ama Aşırı Düşünme!”
Benim gibi sürekli düşünen biri için bu başlık biraz tezat gibi gelebilir. Hani “mümkünse hiçbir şeyi kafaya takma” diye bir laf var ya, işte onun tam tersi bir durumdayım. Ama burada küçük bir fark var: Bilge insan aşırı düşünmenin sonuçlarını fark eder ve kendini takıntılı olmaktan alıkoyar. (Evet, ben de bunu bazen başarmak için yoga yapıyorum, o kadar diyeyim.)
Örneğin, geçen gün kahvemi içip işyerine doğru yürürken bir soru takıldı kafama: “Herkes neden pazartesi günleri, ‘off, pazartesi’ diye başlar?” Bu soruya yaklaşık 15 dakika kafa yorup, sonunda “belki pazartesi gerçekten bir gariplik içeriyor ve herkes bu garipliği kabul ediyor” diye bir sonuca vardım.
Ama bir bilge insan, bunun üzerinde 15 dakika değil, 15 saniye düşünür ve der ki: “Pazartesi, insanları haftanın başına hazırlıyor. Hayat da böyle: Her başlangıç, bir zorunluluk gibi görünse de, belki de içinde gizli bir fırsat barındırıyor.” Ah, işte o an… Bilgelik orada pat diye parlıyor!
“Böyle de Olmaz ki!” Diyeceğiniz Bir Durum
Hadi kabul edelim, içsel bilgelik yolunda bazen eğlenceli anlar yaşanmaz. Özellikle, “Bilge insan nasıl olunur?” sorusunun cevabını ararken, her şey pek de normal gitmez.
Mesela bir gün, arkadaşımın evine misafir olmaya gittim. O anda herkesin kahkahalarla gülmesi, muhabbetin hız kesmeden devam etmesi bekleniyordu. Fakat ben, birden herkesin yalnızca son birkaç saniye önce söylediği bir cümleyi düşündüm. Ve derin bir iç sesle, “Bu cümleye katılmak için içimde neden bu kadar çelişkiler var?” dedim. Tabii ki, bunu kimseye söylemedim. Bilgelik burada devreye giriyor: Bazen, gülümsedikten sonra susmak… İçsel huzurla bağ kurmak.
Arkadaşım dönüp bana bakınca ben de rahatça “Hayat bu ya, bazen bir şaka bir hikayeye dönüşür” dedim ve böylece ortamı rahatlattım. Bu da bir tür bilgelik değil mi?
Bilge İnsan Olmanın Zorlukları
Bilge insan olmak, genellikle kabul edilme arzusu ve toplumun beklentilerini düşünme baskısıyla çatışan bir durumdur. Mesela İzmir’in sokaklarında gezerken, birden bu soruyu sordum: “Kendini bilge olarak görmek isteyen birinin, toplumun ideallerine uyması gerekmez mi?”
Bir başka durumda, taze sıkılmış portakal suyu içerken düşündüm: Eğer her bir insan ‘bilgelik’ gibi soyut bir kavramı sahiplenmeye başlarsa, herkes birbirine benzer bir şekilde bilgiyle dolabilir, ama bu durum aslında bizleri daha mı bilinçli yapar, yoksa daha mı karmaşıklaştırır? Bu sorular, kendi bilgelik yolculuğumda ciddi kafa karıştırıcı anlara yol açtı.
Sonunda karar verdim: Bilge olmak, sürekli bir yolculuktur ve kimse bitiş çizgisine asla ulaşmaz.
Sonuç: Espriyle Bilgelik Arasında Sıkışmak
Sonuçta, bilge insan olmanın tek yolu sürekli derinleşmek, daha fazla soru sormak ve bazen de hayatı gülerek geçirebilmektir. Çünkü içsel bilgelik, sadece derin düşüncelerle değil, yaşamın içindeki ufak eğlencelerle de beslenir.
İzmir sokaklarında sürekli gülümsediğim, bazen de bir kedinin arkasından bakarak “gerçekten ne düşünüyorsun?” diye sorarak, tüm karmaşayı kabullenmeye çalıştım. Bilgelik belki de tam olarak budur: Hayatın her anında, hem şüpheci hem de neşeli olmak.
Evet, belki de bir bilge insan olmak için fazlasıyla espri yapmak gerek… Ama bazen içten içe düşündüğümüzde, o espriler de bizleri daha bilinçli hale getirir. Ne de olsa, “Ne kadar düşünürsek, o kadar az güleriz.” Bunu hatırlayarak, bir sonraki kahkaha atışımda, belki de bilgelik biraz daha yakınımda olacak.