A Haber’in Sahibi Kim? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir Bakış
Hepimizin bir şekilde izlediği, takip ettiği, bazen eleştirdiği ve çoğu zaman ise sosyal medyada tartıştığı bir gerçek var: A Haber. Ancak, “A Haber’in sahibi kim?” sorusu, her zaman yanıtlanması kolay bir soru olmamış. Peki, A Haber gibi medya organlarının toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından toplumda nasıl bir etki yaratabileceğini düşündüğümüzde, biraz daha derinlere inmek gerekmiyor mu? Hadi gelin, hem A Haber’in sahibini araştırırken hem de bu medya organının toplumsal yapıyı nasıl etkilediğini inceleyelim.
A Haber’in Sahibi Kim? Gerçekten Kim Sahip?
Öncelikle, A Haber’in sahibinin kim olduğuna dair net bir açıklama yapmak zor. Ancak bu kanalın, Türkiye’nin en güçlü medya gruplarından biri olan Ciner Yayın Holding’in bir parçası olduğu biliniyor. Ciner Grubu, ekonominin farklı alanlarında da söz sahibi olan bir iş ailesi. Bu durum, A Haber’in içeriklerine de doğrudan yansıyor. Medyanın gücü ve etkisi, toplumun birçok dinamiğini şekillendiriyor; işte tam da bu noktada A Haber’in etkilerini incelemek önemli hale geliyor. Bu kanal, toplumsal yapıyı şekillendirirken, özellikle toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet konularına nasıl bir perspektif sunduğunu daha iyi anlamamız gerekiyor.
Toplumsal Cinsiyet ve A Haber’in Yayın Politikası
Toplumda, özellikle kadınların nasıl temsil edildiği büyük bir mesele. Sokakta yürürken, toplu taşımada karşılaştığımız manzaralar, bazen kadınların medya aracılığıyla nasıl bir “görünüş” kazandığını sorgulatıyor. A Haber’deki yayınlar da, toplumsal cinsiyet rollerine nasıl bir katkı sağlıyor? Birçok kez, kadınların haberlerde ve programlarda nasıl temsil edildiğine bakınca, bir “ideal kadın imgesi” ile karşılaşıyoruz. Güzellik, naz ve zarafet gibi kavramlar öne çıkarken, kadının toplumsal rolü genellikle daha dar bir çerçeveye hapsolmuş. Birçok kadın, toplumda kimliklerini daha geniş bir yelpazede bulmak isterken, A Haber gibi kanallar, kadınları genellikle daha geleneksel ve sınırlı rollere sıkıştırıyor.
Örneğin, bir gün otobüste, başörtülü bir kadının yanındaki koltukta telefonuyla A Haber izlediğine şahit oldum. Haberde, kadının toplumsal ve ekonomik alandaki yerinden bahsediliyordu. Ancak haberin arka planında, kadınların “aile içindeki rolü” ve “ev kadınlığının erdemi” gibi vurgular dikkatimi çekti. Kadınlar, bazen kendilerini bu yayınlarda bir kimlik buluyor gibi görüyor, fakat aslında toplumun onlara biçtiği dar kalıplara sıkıştırılıyorlar. Toplumda gerçekten kadınların çok daha farklı rolleri, sesleri ve kimlikleri var. A Haber’in bu konudaki yayınları, kadınların sadece aile içinde var olabilecekleri algısını pekiştiriyor.
Çeşitlilik ve A Haber: Farklı Perspektiflere Yer Var Mı?
Toplumun çeşitli gruplarının kendini medyada nasıl temsil ettiğini görmek önemli. A Haber gibi kanallar, genellikle çok net bir ideolojik çerçeveye sahip. Fakat bu durum, toplumun farklı renklerini ve seslerini kapsayabiliyor mu? Ya da çeşitliliğe gerçekten yer veriyorlar mı? Sokakta, arkadaşlarım ve ben sıkça konuşuruz: “Hangi medya kanalını izliyorsun?” Bu sorunun cevabı, genellikle “Bunlar hep aynı, herkes kendi ideolojisini dayatıyor” şeklinde oluyor. A Haber, en güçlü ideolojik yansımalardan birine sahipken, toplumun marjinalleşmiş ve daha az ses bulan gruplarına dair ne kadar yer ayırıyor? Hangi gruplar bu medya organından dışlanıyor?
Mesela, ben sosyal adalet üzerine çalışan bir sivil toplum kuruluşunda çalışırken, çok çeşitli insanlarla tanışıyorum. Farklı etnik kökenlerden gelen, LGBTQ+ hakları için mücadele eden, engelli bireylerin haklarını savunan insanlar… Bu grupların medyada nasıl temsil edildiğine baktığımda, A Haber gibi kanalların, bu kişilere dair çoğu zaman dışlayıcı bir dil kullandığını fark ediyorum. Toplumsal çeşitliliğe dair içerikler, genellikle ayrımcılık ve stereotiplere dayalı bir biçimde sunuluyor. Ya da daha da kötüsü, bazen hiç yer verilmiyor. Farklı grupların, özellikle azınlıkların, bu tarz büyük medya organlarında kendilerini nasıl hissettiklerini düşünmek gerekiyor. A Haber, toplumsal çeşitliliği gerçekten yansıtıyor mu, yoksa sadece egemen ideolojiyi mi pekiştiriyor?
Sosyal Adalet ve A Haber: Adaletin Ölçütü Nerede?
Sosyal adalet, aslında her bireyin eşit haklara sahip olmasını sağlamakla ilgilidir. Ancak A Haber’in haberlerine baktığınızda, sosyal adaletin genellikle tek bir perspektiften sunulduğunu görüyorsunuz. Adaletin sadece belirli bir gruptan yana olması, toplumda adaletin sağlandığına dair ciddi şüpheler uyandırıyor. Bu, günlük hayatta da karşımıza çıkıyor. Bir gün, iş yerinde, farklı kimliklere sahip birkaç arkadaşım ile konuşuyorduk. Konumuz, toplumsal cinsiyet eşitliği ve iş yerindeki fırsat eşitsizlikleri üzerineydi. Hepimizin ortak görüşü, A Haber gibi ana akım medyanın, genellikle toplumun daha az temsil edilen kesimlerinin sesini duyurmakta başarısız olduğuydu. Oysa sosyal adaletin temeli, her bireye eşit fırsatlar sunmaktır. Ancak bu fırsatlar, toplumsal yapıya göre değişiyor ve bazı gruplar hala geri planda kalıyor.
Sonuç: A Haber’in Sahibi Kim? Ve Toplumdaki Etkisi
A Haber’in sahibi kim sorusu, belki de sorunun yüzeyine inmekten çok, medya organlarının toplumda nasıl bir etki yaratabileceğini anlamamız gerektiğini gösteriyor. Ciner Grubu’nun sahipliği, A Haber’in yayın politikasını şekillendiriyor, ancak bu medya organının toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet konularındaki duruşu, toplumun genel yapısını da etkiliyor. Toplumun farklı grupları, bu medya organından nasıl etkilendiğini ve nasıl dışlandığını çok iyi biliyor. A Haber, çoğu zaman egemen ideolojinin sesi olurken, toplumsal çeşitliliğe ve sosyal adalete dair sınırlı bir bakış açısı sunuyor. Medyanın gücü, toplumu şekillendiren en önemli faktörlerden biri. Peki, bu gücü nasıl kullanıyoruz? Ve biz ne kadar bilinçliyiz?